İngiliz silahlarıyla donatılan
Yunan ordusunu püskürtmüş, sonra aç, yaralı ve yorgun halde günlerce dolaşmışlardı. Yüzbaşı
Sinan bey komutasındaki atlı süvari birliği işte bu durumda girmişti İzmir’in Sarıca köyüne. Bir lokma ekmek ve biraz su isteyeceklerdi ahaliden.
Bana sorarsanız,
ilk çılgın Türkler onlardı.
''Din elden gidiyor ey ahali, Muhammed’in aşkına bu dinsiz imansızları kovalım köyümüzden'' diye bağıran köyün
İmamı Feyzullah efendi, kışkırttığı taşlı, sopalı çember sakallı yobaz topluluğuyla beraber saldırıya geçmişti Türk süvarisine.
''Dadaş'' lakaplı Sinan beyde yüzünde acı gülümsemeyle askerlerine dönmüş;
"Sivil halka silah çekip ateş edecek halimiz yok. Gün gelir, vatana ihanet edenlerden hesabı sorulur elbet. Atlarınıza binin, gidiyoruz." demişti.
Bana sorarsanız, dünya tarihinin
en zor savaşıdır
Kurtuluş savaşı.
Bir kahraman ulus, bütün yokluklara rağmen Atatürk’ün komutasında bağımsızlığı için en onurlu savaşını verirken, vatan haini
gerici yobazlar, ''gavur'' dedikleri düşman ordularıyla ganimetler karşılığında bir olmuş, Anadolunun çeşitli yerlerinde saldırıyorlardı birliklerimize…
Niçin peki...
''Din elden gidiyor'' diye.
Sonrasını hepimiz iyi biliyoruz.
Mustafa Kemal’in ordusu dünya tarihinin
en haklı savaşından galip ayrılmış, yobazlara gereken cezaları da vermişti.
Neyle?
İstiklal mahkemeleriyle…
Bugün ne oldu?
Devir değişti, idam kaldırıldı.
Ne için?
AB’ye gireceğiz diye.
Sahi ne oldu şu
Avrupa birliğine, hatırlayan var mı? Yok.
Elden giden
din var mı?
Yooook!
O zaman
''giden'' nedir.
Toprak kardeşim toprak!
Hadi bunu gidin
İngiliz’e,
Arap’a,
İsrail’li patronlara sorun.
*
Şimdi atlarınıza binin, gidiyoruz.
Nereye mi?
Ergenekon destanına.
Cem Akkılıç
4 Ocak 2009
WORDPRESS Cem Akkılıç