Bir siyasal parti düşünün ki; baştan sona yolsuzluklara batmış.
''Beyaz çarşaflarla yola çıktık'' diyerek Atatürkçülüğü yok etmek için elinden geleni esirgememiş. Bu yüzden, Türkiye’nin en büyük yargısı olan Anayasa mahkemesi tarafından,
Laiklik karşıtı eylemlerin merkezi olmaktan dolayı sabıka almış. Ağzından bir defa bile
''Atatürk'' kelimesi çıkmamış bir başbakan, lekelenmek istenen
Ergenekon destanının adının verildiği bir operasyonun doğal savcısı oluvermiş.
''Hem laik hem de müslüman olunmaz'' diyerek gerçek niyetini en başta göstermiş…
Dün Anıtkabirde
''1 numaraya'' şikayet edildi
AKP ve tayfası. Hukuka güvenin kalmadığı noktada Atatürk'üne koştu coşkun kalabalıklar.
İşte bir kez daha gördünüz... Türklerin, dalgalar halinde açık ve samimi isyanıdır bu.
Atasına saygısı ve aşkıdır...
Çağdaş ve temiz topluma olan özlemidir...
Karanlığa değil, gerçek aydınlığa giden yolda en büyük isyan patlamasıdır...
Dinci çevreler Anıtkabire
''türbe'' benzetmesi yapıyorlar!
Siz, hiç orada
deve kurban edildiğini gördünüz mü?
Ya da tarikat şeyhlerinin, süklüm püklüm olup paçalarına yapışan Cumhuriyet düşmanları gibi, sağa sola kafa sallayan mollalara benzer bir duruma tanık oldunuz mu?
Ben Türkleri bilirim, o Kurtuluş savaşını kazanan korkusuz milleti…
Bu büyük sindirme dalgasında
Generallerimiz, aydınlarımız, gazetecilerimiz, profesörlerimiz, harp okulu öğrencileri yaka paça tutuklanıp hücrelere koyulsalar bile, bağımsızlığı için korkmadan haykıracaktır Cumhuriyetin çocukları.
Nereye gitseniz, ne tarafa baksanız insanların yüzünde haksızlığa uğrayanlara özgü kızgınlığı net bir şekilde görebilirsiniz.
Evet, şimdi tam zamanıdır artık.
Atatürk posterlerinin
terör örgütü delili sayıldığı bu talihsiz günlerde;
Çıldırın Türkler...
Cem Akkılıç
19 Nisan 2009