Bizim insanımız, camide ibadet ederken mis gibi kokarda, dersanede
ter saçar.
Ekmeği yere düşürmez ama armudu yiyince sapını
sokağına fırlatır.
Evine ayakkabı ile girmez çünkü
sokakları pistir.
Kendi tarafına laf atılsa cinayet işler de, punduna getirdi mi başkasının
helaline asılmakta sakınca görmez.
Her tarafımız denizlerle çevrili diye övünür ama vapurda giderken içtiği meşrubatın tenekesini çöp kutusuna değil de denizine atar.
Elbette tüm bunları belli azınlığın dışında tutuyorum.
Yaz mevsimi başlıyor. Yakında ipini kopartıp, mangalı kapan akın edecek sahillere. Göreceksiniz; karpuz kabukları, pet şişeler, dibi delinmiş bidonlar, eşi kaybolmuş plastik sandaletler bir zamanların en güzel içdenizine atılacak ve daha çok kirletecek.
Rus'u, Romen'i boğazdan tankerle geçerken sintinelerini salacaklar gene. Denetimsizlikten tabi. Sıkımı o sintineyi başka ülkelerde boşaltmak. Elin oğlu denizine izmarit atana büyük ceza verirken, bizimkiler
aval aval izleyecekler.
Ne acıdır ki; toplam nüfusun büyük bir bölümü
Marmara bölgesinde barınmasına rağmen, bu sezonda vurdumduymazlık had safhada olacak. Zaten Marmara'nın kirlenmesinin tarihsel gelişimi nüfusun artmasına paralel yaşanmadı mı. Çocukluğumuzun siyah beyaz anılarında kalmadı mı renkli yakamoz dansları?..
Şimdi ise;
Dünyadaki, tüm çevresi ile bir ülke sınırları içinde kalan tek deniz Marmara denizi;
bir atık su havzası olduysa,
Belediyelerin yap boz tahtası gibi durmadan değiştirdikleri kıyılar,
denizine küstüyse,
Bir zamanlar dünyanın en lezzetli balıklarına ev sahipliği yaparken,
şimdi çamurlu kefali bile yaşamıyorsa,
Meşhur uskumrusu yok edilip,
yerini değersiz ithal balıklara bıraktıysa,
Ve ekolojik dengesi her yıl artarak tahrip edilip,
geri dönülemez noktaya ulaştıysa da,
Gene de övünecek bizim insanımız,
üç tarafımız denizlerle çevrili diye.
Cem Akkılıç
25 Nisan 2008
Find more photos like this on Cem Akkılıç