Günlerdir okuyorum, hiç durmadan ağız dolusu saydırıyorlar İsrail’e…
Birde son zamanlarda bizim gerici takımında
''mazlumları oynamak'' pek moda oldu. Bunu, her şeyin
çözümü olarak görüyorlar.
Tamam anlıyorum; ölen çocuklara içim sızlıyor. Günahsız bebekleri öldüren canilere lanet okuyorum. En az bende sizin kadar
saydırıyorum. Gazetelerin manşetlerinden inmeyen o acılı babanın, ölen çocukları karşısında ki görüntüsünü gördükçe dehşete kapılıyorum. En modern tanklarla, harabe olmuş
Gazze şehrine acımadan vuran
Siyonist şebekesini,
''susarak'' haklı göstermeye çalışan ve işine gelmediği zaman mangalda kül bırakmayan Batı dünyasına veryansın ediyorum.
Peki sizce bütün bunlar çözüm mü acaba? Bu
haykırışlar meseleyi halledecek mi?
İsrail terörü bu şekilde mi durdurulacak?
Yıllarca
2 bidon benzini paylaşamayıp birbirini kıran şalvarlı aptal Arapların hiç mi suçu yok bunda. Ya da Amerikan başkanına pabuç atmak mıdır işi kökten çözmek.
Dünkü
Vatan gazetesinde yayımlanan demecini okudum.
Kaddafi,
''bir ay bekleyelim ve birleşerek topyekün savaş ilan edelim'' demiş. Onun hesabına göre dünya üzerinde
bir yahudiye karşı,
yirmi müslüman düşüyor. Yani tükürsen adamları boğarsın misali…
Dedik ya, dinci medya hatta siyasetçi takımı ve kendisini aydın addeden bazı
AKP taraftarı blog yazarları, mazlumu oynamayı alışkanlık haline getirdiler. Fakat Amerikan Musevi komitesi tarafından, üstün hizmet ödülü olarak bilinen
''Davut boynuzunu'' alan ilk Müslüman lider kimdir diye sorduğumuzda aynı küfürleri biz yiyorduk.
Türkiye dilim dilim Yahudilere satışa çıkartılırken,
Ceylanpınar ile başlayan peşkeş skandalında neden sustular acaba bu yukarıda saydıklarım.
Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin kısa vadeli planlarının başında gelen Ortadoğu topraklarının yeniden sömürgeleştirilmesi projesinin eş başkanı olduğunu açıkladığında, nerelerdeydi bunlar.
Artık bebeler gibi zırlamayını kesinde, vurun İsrail’e. Ama azıcıkta
delikanlı olun.
Cem Akkılıç
6 Ocak 2009